Elinizdeki bu çalışma, Alem Çocuklar Eğitim Kurumlarının kurumsal yol haritasını ifade etmektedir.
21. Yüzyıl hayatın her alanında hızlı bir değişim ve dönüşüme sahne olmaktadır. Başrolünde insan ve teknolojinin olduğu sayısız bilim-kurgu senaryo; artık günümüzün sıradan ve güncel bir parçası olarak gerçeğe dönüşmektedir. Teknolojinin adeta ışık hızında ilerlemesi tüm sektörleri dönüşüm konusunda ciddi adımlar atmak zorunda bırakmıştır.
Sanayileşmede dördüncü büyük kırılma olarak ifade edilen bu yeni dönem; makinelerin, insanoğlunun öğrenme, üretme ve zekâ üzerindeki tekelini kırma aşamasına geldiği iddialarını da güçlendirmektedir. Giderek güçlenen bu süreçte çocuklarımızın, yetişkin olacakları çağa göre hazırlanması temel hedeflerden biri olmalıdır.
Yüzyılımızda gelişen teknolojik buluşlarla birlikte bilginin hızla çoğalması, her geçen yıl yeni bilgi ve yeterliklere ihtiyaç duyulmasına neden olmaktadır. Bu nedenle her bireyin bilgi birikimi -birkaç yılda bir- yenilenmeyi gerektirmektedir. Aynı zamanda küresel değişimler, salgınlar, yeni temel ihtiyaçlar vb. durumlar yeni beceri ve yeterlilikleri gündeme getirmektedir.
Bu nedenle çocuğun yeni bilgiler edinebilme becerisi, yeni durumları analiz edip yorumlayabilmesi ve eyleme dönüştürebilmesi giderek daha çok ön plana çıkmaktadır.
Günümüzde teknoloji alanındaki yenilikler ve gelişmeler; hayatı kolaylaştırmalarına rağmen, teknolojiye duyulan ihtiyaç ve pazar koşullarının dayattığı tüketim alışkanlıkları, rekabetçi ortamların artması gibi nedenlerle insanoğlunun giderek kendine yabancılaşmasına, ailevi ve sosyal buhrana girmesine neden olduğu gerçeği apaçık önümüzde durmaktadır.
Yüzyılımızın insanı değil, ihtiyaçları merkeze alan, varlığı nesne olarak gören, mutlak başarı odaklı, maddeci ve dayatmacı, koşullandırıcı yaklaşımı, toplumları mutsuz ve doyumsuz bireylerden müteşekkil hale getirmektedir.
Zihniyete, kaliteye, mahiyete, varlık ve anlam zeminine yoğunlaşmamız üzerinde ehemmiyetle çalışmamız gereken yükümlülüğümüzdür. Eğitim yaklaşımımızın çift kanadını temsilen, aklı ve kalbi birlikte işe koşan bir yolculuk amaçlamaktayız.
Günümüz karmaşa dünyasında yöntem ve izlem olarak özgün ve yeni tasarımlara ihtiyaç vardır; zira felsefe, vizyon olmadan eğitim bina edilemez. Bu nedenledir ki eğitim faaliyetlerimizde zeminimiz, bütüncül bir yaklaşımla, pedagoji, psikoloji, spor, sanat, sosyal, bireysel yetenekler, teknoloji ve bilimdir.
Kaliteli ve verimli bir eğitim öğretim süreci, çocukların zihinsel gelişimlerini kolaylaştırmaktan, yetenek ve ilgi alanlarını keşfetmekten, sosyal becerilerini, manevi yönlerini güçlendirmekten ve hayallerini gerçekleştirecek ortamlar sunmaktan geçmektedir.
Çocuklarımızın bu yönlerini geliştirmek hem kendi iç dünyalarını keşfetmelerini hem de günümüz rekabetçi dünyasına donanımlı olarak hazırlanmasını sağlayacaktır.
Bugün dünyada iyi bir performansa sahip tüm eğitim öğretim kurumları, elde ettikleri başarıyı; geçmişten geleceğe köprüler kurarak insanı merkeze alan özgün ve bütüncül felsefi modelleriyle yakalamışlardır.
Ülkemizdeki eğitim uygulamalarına baktığımızda mevcut müfredatın, sınav baskısı altında, araç olmaktan çıkıp amaç hâline geldiğini görmekteyiz. Bu durumun çocuklarımızın doğal yapısını, bütünlüğünü bozduğuna üzülerek şahit olmaktayız. Oysa ki asıl hedef, geleceğimize yön verecek çocuklarımızın, formları bozulmadan, özgün, girişimci, aldıkları eğitimi bilgiden beceriye, beceriden görgüye taşımaları olmalıdır.
Bu sürecin mimarı, kurum yönetimi ile birlikte, ufku, kalbi, yetenekleri ve deneyimleri ile elbette usta bir öğretmendir. Şahsiyeti, şahsiyet inşa eder. Öğretmen örnek kişiliği ile mevcut müfredatın temel hedeflerini özümseyerek ve zenginleştirerek çocukların ihtiyacına göre şekillendirir, fırsatı eğitime dönüştürür.
Akıl, zeka, kalp, yetenek temelli eğitim yaklaşımımız, inşa edeceğimiz sistemimizin aktörlerinin gelişimi için kritik öneme sahiptir. Kurumumuzun temel hedeflerinden biri, bireyin kendini bilmesini ve tanımasını sağlamaktır. Bireyin kendini tanıması, onun eğitim yolculuğunda kişiselleştirilmiş bir yol haritasına sahip olması anlamına gelmektedir. Çocuklar, ebeveynler ve öğretmenler, kendilerini ve çevrelerini tanıdıkları sürece, birlikte gelişme imkânı doğacaktır.
Sonuç olarak kurumsal hedefimiz; yüzyılımızın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, Anadolu kültürünü içselleştirmiş, milli, bilime sevdalı, insanlığa, doğaya duyarlı, nitelikli, bütünlüğü bozulmamış karakterli bireyler yetiştirmektir.